Ağız içinde geçmeyen yaralar, uzun süren ses kısıklığı ve boyunda fark edilen kitleler çoğu zaman önemsenmeyebiliyor. Ancak uzmanlar, baş ve boyun bölgesinde ortaya çıkan bazı belirtilerin erken dönemde değerlendirilmesinin büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Muhittin Dadaş, baş ve boyun kanserlerinin risk faktörleri, erken belirtileri ve korunma yöntemleri hakkında önemli bilgiler paylaştı.
Tütün ve Alkol Riski: HPV Enfeksiyonu
Baş ve boyun kanserlerinin ağız boşluğu, dil, dudak, yutak, gırtlak, tükürük bezleri ve burun çevresindeki dokularda gelişebileceğini belirten Op. Dr. Muhittin Dadaş, tütün ürünleri ve alkolün yanı sıra güncel bir risk faktörüne daha dikkat çekiyor:
“Baş ve boyun kanserlerinin gelişiminde sigara ve diğer tütün ürünleri en önemli risk faktörleri arasında yer alır. Uzun süreli ve yoğun tütün kullanımı, ağız ve boğaz bölgesindeki hücrelerde hasara yol açarak kanser riskini artırır. Bu alışkanlığa alkol tüketiminin de eşlik etmesi, riski katlayarak yükseltir. Bunların yanı sıra, son yıllarda özellikle yutak ve bademcik bölgesindeki kanserlerin gelişiminde HPV (Human Papilloma Virus) enfeksiyonunun da önemli bir rol oynadığı bilinmektedir.”
“3 Hafta” Sınırına Dikkat: Belirtileri İhmal Etmeyin
Baş ve boyun bölgesinde meydana gelen bazı değişimlerin süresi, iyi huylu bir hastalıktan mı yoksa daha ciddi bir tablodan mı kaynaklandığının en önemli ipucudur.
3 haftadan uzun süren şu belirtiler karşısında zaman kaybetmeden bir kulak burun boğaz uzmanına başvurulması gerekmektedir:
- Ses kısıklığı ve seste belirgin ton değişimi
- Ağız içinde, dilde ve dudakta iyileşmeyen, kanamaya eğilimli yaralar
- Yutkunma sırasında takılma hissi, ağrı ve yutma güçlüğü
- Tek taraflı ve açıklanamayan kulak ağrıları
- Ağız içinde beyaz (lökoplaki) veya kırmızı (eritroplaki) renkli lekeler
Bu bulguların varlığı her zaman kanser anlamına gelmez ancak 3 haftalık sürenin aşılması durumunda mutlaka uzman kontrolü gerektirir.
Boyundaki Her Kitle Kanser Anlamına Gelmez
Toplumda boyunda ele gelen her kitlenin kanser olduğu yönünde yanlış bir algı bulunduğunu ifade eden Op. Dr. Muhittin Dadaş, birçok kitlenin enfeksiyon veya farklı sağlık sorunlarıyla ilişkili olabileceğini belirtti.
“Boyunda fark edilen her kitle kanser habercisi değildir. Diş enfeksiyonları, farenjit veya bademcik iltihabı gibi durumlara bağlı lenf bezi büyümeleri çocuklarda ve gençlerde oldukça sık görülür. Ancak bizim için alarm verici olan durum; özellikle yetişkinlerde ortaya çıkan, 3 haftadan uzun süredir varlığını koruyan, ağrısız, sert yapıda ve zamanla büyüme eğilimi gösteren kitlelerdir. Bu nitelikteki şişliklerin zaman kaybedilmeden incelenmesi gerekir.”
Çok Sıcak Yiyecek ve İçecekler Kronik Tahrişe Yol Açabilir
Beslenme alışkanlıkları da baş ve boyun bölgesindeki hassas dokuların sağlığı üzerinde doğrudan etkilidir. Özellikle aşırı sıcak tüketim alışkanlığına dikkat çeken Op. Dr. Muhittin Dadaş:
“Yiyecek ve içeceklerin sürekli olarak kaynar derecede tüketilmesi; ağız, yutak ve yemek borusu mukozasında tekrarlayan kronik tahrişlere yol açar. Bu durum tek başına bir kanser nedeni olmasa da yıllar içinde doku yapısını bozarak risk faktörlerine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle çay, kahve veya çorba gibi gıdaların dumanı hafifçe çökmüş, oda sıcaklığına daha yakın ve ılık seviyelerde tüketilmesi önerilir” diyerek uyarıyor.
Ağız Hijyeni Genel Ağız Sağlığının Korunmasında Önemli Rol Oynar
Ağız bakımının yetersiz olması, ağız içi florayı bozarak zararlı mikroorganizmaların kronik enfeksiyonlar yaratmasına neden olur. Düzenli diş fırçalama, diş ipi kullanımı ve yılda en az iki kez yapılacak rutin diş hekimi kontrolleri, sadece diş sağlığını korumakla kalmaz; ağız içindeki olası doku değişimlerinin veya şüpheli lezyonların çok erken evrede fark edilmesini sağlar.
Erken Fark Edilen Belirtiler Tedavi Sürecinde Avantaj Sağlayabilir
Baş ve boyun kanserlerinde erken farkındalığın önemine vurgu yapan Op. Dr. Muhittin Dadaş sözlerini şöyle tamamladı:
“Toplumda ağız içi yaraları veya ses kısıklıkları çoğunlukla geçici, mevsimsel sorunlar olarak görülüp geçiştiriliyor. Oysa erken dönemde tespit edilen baş ve boyun bölgesi tümörleri, modern cerrahi yöntemler ve güncel tedaviler sayesinde başarıyla kontrol altına alınabilmektedir. Vücudunuzun sesine kulak vermek ve belirtileri ertelememek, sağlık sürecinin en etkin şekilde yönetilmesini sağlar.”








