AVRUPA’DA SKANDAL YARGI İDDİASI!
Türk İş İnsanı Hasan Uzun: “Uydurma Delillerle Aylarca Hapis Yattım”
Papa’ya suikast planı ve terör örgütü üyeliği iddialarıyla Hollanda’da gözaltına alınarak İtalya’ya iade edilen Türk iş insanı Hasan Uzun, yaşadığı sürecin uluslararası hukuk açısından ciddi soru işaretleri barındırdığını öne sürdü. Aylarca cezaevinde kalan, ardından ağır şartlar altında ev hapsine alınan Uzun, hakkında ortaya atılan ağır suçlamaların hiçbir zaman somut delillerle desteklenmediğini savunarak, “Gerçeklerin ortaya çıkmasını istiyorum” dedi.
Türkiye’de uzun yıllardır kafe işletmeciliği yapan ve çevresi tarafından tanınan iş insanı Hasan Uzun’un yaşamı, Temmuz 2024’te İtalya’nın Trieste kentindeki tren istasyonunda terk edilmiş bir valizde silah ve mühimmat bulunmasının ardından bambaşka bir noktaya taşındı. İtalyan güvenlik birimlerince başlatılan soruşturma kapsamında İnterpol tarafından Hollanda’da gözaltına alınan Uzun, kamuoyuna yansıyan iddialara göre Papa Franciscus’a yönelik suikast hazırlığı ve terör örgütü bağlantısı suçlamalarıyla İtalya’ya teslim edildi.
Ancak Hasan Uzun, bu iddiaların hiçbirinin somut delillerle desteklenmediğini, İtalya’da yürütülen yargılamada da kamuoyuna yansıyan suçlamaların karşılığını bulmadığını öne sürüyor. Uzun, aylar süren tutukluluğun ardından ev hapsine çıkarıldığını, ancak uygulanan tedbirlerin cezaevinden daha ağır şartlar içerdiğini ifade ediyor.
“SUÇLAMALAR BAŞKAYDI, YARGILAMA BAŞKA OLDU”
Hasan Uzun’un iddiasına göre en dikkat çekici çelişki, Hollanda’da hakkında dile getirilen ağır suçlamalar ile İtalya’da görülen dava arasındaki fark oldu. Kamuoyunda Papa’ya suikast planı ve terör örgütü üyeliği iddialarıyla gündeme gelen Uzun, İtalya’da bu suçlardan hüküm kurulmadığını, buna rağmen özgürlüğünden aylarca mahrum bırakıldığını dile getiriyor.
“DELİLLERİM TOPLANMADI” İDDİASI
Uzun, soruşturma boyunca lehine olabilecek birçok delilin mahkemeye sunulmadığını öne sürüyor. Valizin bulunduğu bölgede yer alan güvenlik kameralarının tamamının dosyaya girmediğini, çantanın başka kişiler tarafından taşındığını gösterdiğini iddia ettiği görüntülerin dikkate alınmadığını savunan Uzun, “Valizimi, SIM kart almak için istasyonun içindeki büfeye bıraktım. İki kişi, valize silah bırakıyor. Bunlar kamera görüntülerinde mevcut. Bu iki kişinin Papa’ya suikast dosyasında beraber olduğu yönünde iddianame var. Ancak suikast dosyası düşünce, kamera görüntülerini saklıyorlar” iddiasında bulundu. Bunun yanında ele geçirilen silahta kendisine ait parmak izi ya da DNA bulunmadığını ileri süren Uzun, bu durumun da yeterince değerlendirilmediğini söylüyor.
“SAVUNMA HAKKIM KISITLANDI”
Hasan Uzun, yargılama sürecinde savunma hakkının da ihlal edildiğini iddia ediyor. Avukat görüşmelerinde tercüman desteğinin sağlanmadığını, anlamadığı evrakların önüne getirildiğini ve Hollanda makamlarının iade dosyası ile gerekçeli kararları hâlâ kendisi ve avukatlarıyla paylaşmadığını belirtiyor. Uzun’a göre bu durum, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor.
EV HAPSİ DE TARTIŞMA KONUSU
Cezaevinden çıkarıldıktan sonra ev hapsine alınan Hasan Uzun, uygulanan kısıtlamaların günlük yaşamını neredeyse tamamen durdurduğunu ifade ediyor. Temel ihtiyaçlarını karşılamakta bile güçlük çektiğini belirten Uzun, ev hapsi koşullarının fiilen yeni bir cezalandırmaya dönüştüğünü savunuyor.
“GERÇEKLER ORTAYA ÇIKSIN” ÇAĞRISI
Yaklaşık iki yıldır devam eden hukuki sürecin ardından Hasan Uzun, tek talebinin tüm delillerin eksiksiz şekilde kamuoyuna açıklanması ve yaşanan sürecin bağımsız biçimde değerlendirilmesi olduğunu belirtiyor.
Uzun, hakkında kamuoyuna yansıyan ağır suçlamaların hangi somut delillere dayandırıldığının açıklanmasını isterken, lehine olduğu öne sürülen delillerin de dosyada değerlendirilmesini talep ediyor. Yaşadıklarını “hayatımı altüst eden bir süreç” olarak nitelendiren iş insanı, adaletin tam anlamıyla tecelli edeceği günü beklediğini ifade ediyor.







