Hakan Koca: E-Mobilitede “Asıl Mesele” Doğru Kullanım Senaryosuna Doğru Gücü Sunmak
Ovolt ve Sharz.Net CEO’su Hakan Koca, Türkiye’de elektrikli araç ve şarj ekosisteminin gelişimini kapsamlı biçimde değerlendirdi. Koca; şarj altyapısında doğru lokasyon ve doğru güç seçiminin, yüksek çalışabilirlik oranının, kullanıcı deneyiminin ve enerji yönetiminin önümüzdeki dönemde sektörün temel rekabet alanları olacağını vurgularken, “Elektrikli mobilitede asıl mesele her noktaya en yüksek gücü kurmak değil, doğru kullanım senaryosuna doğru gücü sunmak” dedi.
Türkiye’de elektrikli araç pazarı hızlı büyümesini sürdürürken şarj altyapısı da bu dönüşüme paralel olarak gelişiyor. 30 Temmuz 2026 verilerine göre Türkiye genelinde 46 bin 590 şarj soketi ve 445 bin 939 elektrikli otomobil bulunuyor. Soket başına yaklaşık 9,6 elektrikli otomobil düşerken pazarda 183 lisanslı şarj ağı işletmecisi faaliyet gösteriyor.
Ovolt ve Sharz.Net CEO’su Hakan Koca, toplam soket sayısının bugün için Türkiye genelinde yapısal bir altyapı yetersizliğine işaret etmediğini, ancak asıl konunun doğru bölgelerde yeterli ve güvenilir kapasitenin oluşturulması olduğunu belirtti.
Koca, “Türkiye ortalaması tek başına yeterli değil. Sunulabilmesioğun saatlerde doğru lokasyonda yeterli kapasitenin bulunması, istasyonun yüksek erişilebilirlikle çalışması ve kullanıcıya gerektiğinde alternatif sunulabilmesi. Önümüzdeki dönemin kritik konusu toplam soket sayısından çok bölgesel yoğunluk, şebeke bağlantısı ve güvenilir kapasite olacak” değerlendirmesinde bulundu.
“Her noktaya ultra hızlı şarj kurmak doğru yatırım değil”
Şarj altyapısında cihaz gücünün lokasyonun kullanım senaryosuna göre belirlenmesi gerektiğine dikkat çeken Koca, yüksek kW değerinin tek başına yatırımın verimliliğini göstermediğini ifade etti.
Otoyol ve şehirler arası güzergâhlarda 180–350 kW seviyelerindeki yüksek hızlı DC çözümler anlamlı olabilirken; AVM, otel, iş yeri ve konut gibi kullanıcıların daha uzun süre geçirdiği lokasyonlarda AC veya orta güçlü DC çözümler daha verimli olabiliyor.
Koca, “Her noktaya en yüksek gücü kurmak yerine her kullanım senaryosuna doğru gücü sunmak gerekiyor. Örneğin bir AVM’de kullanıcının şarjı yarım saatte tamamlandığında aracını hemen kaldırmasını beklemek, o lokasyondaki doğal ziyaret süresiyle örtüşmeyebilir. Yatırım kararlarında trafik akışını, müşteri profilini, bekleme süresini, çevredeki hizmetleri ve şebeke kapasitesini birlikte değerlendirmek gerekiyor” dedi.
Ovolt yıl sonunda 270 OPET lokasyonuna ulaşmayı hedefliyor
Ovolt ve Sharz.Net bugün toplamda 700’e yakın soketle hizmet verirken, Ovolt ağı 170 OPET lokasyonunda faaliyet gösteriyor. Şirket, yıl sonuna kadar bu sayıyı 270 OPET lokasyonuna çıkarmayı hedefliyor.
OPET lokasyonlarındaki AC ve DC üniteler; müşteri profili, araçların batarya kapasitesi, lokasyonda geçirilen süre ve mevcut elektrik altyapısı dikkate alınarak konumlandırılıyor.
Rekabette istasyon sayısından çok kullanıcı deneyimi belirleyici olacak
Koca’ya göre şarj sektöründe önümüzdeki dönemin temel rekabet alanı yalnızca istasyon sayısı olmayacak.
Doğru lokasyon seçiminin yanı sıra istasyonun çalışıyor olması, şarj işleminin ilk denemede başlayabilmesi, ödeme sürecinin sorunsuz ilerlemesi ve kullanıcıların ihtiyaç duyduğunda destek alabilmesi giderek daha önemli hale geliyor.
Koca, istasyonların yüzde 95’in üzerinde çalışabilirliğe sahip olmasının kritik olduğunu belirterek, uzun vadede sektörde farkı doğru lokasyon, yüksek çalışabilirlik, şeffaf fiyat, kolay ödeme ve güçlü müşteri desteğinin birlikte yaratacağını ifade etti.
Kullanıcı deneyimini kolaylaştıracak roaming ve ortak ödeme altyapılarının da giderek yaygınlaşacağını belirten Koca, gelecekte kullanıcıların farklı şarj ağlarına tek bir tercih ettikleri uygulama, araç arayüzü veya daha kolay ödeme yöntemleri üzerinden erişebileceğine dikkat çekti.
Elektrikli araçların büyümesinde kritik alan yerel şebeke kapasitesi
Elektrikli araç sayısındaki büyümenin Türkiye’nin toplam elektrik üretimi açısından yakın vadede yönetilebilir olduğuna dikkat çeken Koca, esas riskin yerel dağıtım altyapısında ortaya çıkabileceğini söyledi.
Aynı bölgede çok sayıda yüksek güçlü DC ünitenin devreye alınmasının trafo ve bağlantı kapasitesi üzerinde önemli yük oluşturabildiğini belirten Koca, bu nedenle akıllı enerji yönetiminin sektör açısından giderek daha kritik hale geleceğini ifade etti.
Özellikle filo ve depo şarjında araçların aynı anda yüksek güçte şarj edilmesi yerine; araçların çıkış saatleri, mevcut batarya seviyeleri, elektrik tarifeleri ve tesisin toplam enerji tüketimine göre şarjın yönetilmesi, daha düşük bağlantı gücüyle daha verimli operasyon yapılmasını sağlayabiliyor.
Geleceğin modeli: Şebeke, GES, batarya ve akıllı enerji yönetimi
Yüksek güçlü şarj istasyonlarının enerji ihtiyacının çoğu lokasyonda yalnızca güneş enerjisiyle karşılanmasının mümkün olmadığını belirten Koca, gerçekçi çözümün farklı enerji kaynaklarının birlikte yönetildiği hibrit yapılar olduğunu vurguladı.
Koca, “Şebeke bağlantısı, güneş enerjisi, batarya depolama ve akıllı enerji yönetiminin birlikte çalıştığı hibrit sistemleri daha gerçekçi bir model olarak görüyoruz. Depolama sistemleri yoğun saatlerde şebekeden çekilen gücü sınırlayabilir, bağlantı kapasitesinin daha verimli kullanılmasını ve enerji maliyetlerinin optimize edilmesini sağlayabilir” ifadelerini kullandı.
Filo dönüşümünde hibrit yapı devam edecek
Elektrikli araç dönüşümünün filo tarafında da giderek hızlandığını belirten Koca, kısa vadede şirket filolarında elektrikli ve akaryakıtlı araçların bir arada bulunduğu hibrit yapıların devam etmesini beklediklerini söyledi.
OPET lokasyonları sayesinde filoların hem elektrik hem de akaryakıt ihtiyaçlarının birlikte karşılanabildiğini belirten Koca, Ovolt’un işletmelerin kendi merkezlerinde araçlarını şarj edebilecekleri özel çözümler de geliştirdiğini ifade etti.
Öte yandan Ovolt ve OPET’in TÜRKONFED ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında ise TÜRKONFED üyesi işletmelerin elektrik ihtiyacını Ovolt, akaryakıt ihtiyacını ise OPET filo çözümleri üzerinden karşılayabilmesi hedefleniyor.
Hakan Koca, elektrikli mobilitenin önümüzdeki dönemini şu sözlerle özetledi:
“Elektrikli mobilitede artık soru yalnızca kaç istasyon kurulduğu değil; o istasyonun nerede olduğu, hangi güçte hizmet verdiği, ne kadar güvenilir çalıştığı ve kullanıcıya nasıl bir deneyim sunduğu. Sektörün sürdürülebilir büyümesini bu bütünsel yaklaşım belirleyecek.”









