By using this site, you agree to the Privacy Policy and Terms of Use.
Kabul Et
  • Arşiv
  • İlgi Alanlarını Özelleştir
  • Kaydedilen Haberler
  • Künye
Okuma: Bipolar bozukluk son yıllarda artış eğiliminde!
Paylaş
Marmara Hayat
Bildirimler
Son Haberler
Büyükşehir’le tüm şehir ışıl ışıl
Gündem Tüm Haberler Yurtiçi
Büyükşehir’den Çiftlik Mahallesi’nde üstyapı seferberliği
Gündem Tüm Haberler Yurtiçi
VAN’IN KÜLTÜREL MİRASI FESTİVALLE YAŞATILIYOR
Gündem Tüm Haberler Yurtiçi
Yaşlılar konuşmuyor, şiddet görünmüyor!
Gündem Tüm Haberler Yurtiçi
Kocaeli’nin spor vizyonu Sevindikli’de hayat buluyor
Gündem Tüm Haberler Yurtiçi
  • Aile-Sağlık
  • cinayet
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi Haberleri
  • Flash Haber
  • Gündem
  • Kültür
  • Önemli Haber
  • Siyaset
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yurtiçi
Okuma: Bipolar bozukluk son yıllarda artış eğiliminde!
Paylaş
Yazı Botunu: Aa
Marmara HayatMarmara Hayat
Haber Ara
Mevcut bir hesabınız var mı? Kayıt olmak
Bizi takip et
© 2022 AKTOR Bilişim. Marmara Hayat. Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Kopyalanamaz.
Marmara Hayat > Blog > Gündem > Bipolar bozukluk son yıllarda artış eğiliminde!
GündemTüm HaberlerYurtiçi

Bipolar bozukluk son yıllarda artış eğiliminde!

yonetim
Son güncelleme: 2026/03/28 at 1:02 PM
Yazar: yonetim 5 Min Okuma
Paylaş
Paylaş

Bipolar bozukluk son yıllarda artış eğiliminde!

Bipolar bozukluğun, depresyon ve mani dönemlerinin birbirini izlediği iki uçlu bir hastalık olduğunu belirten uzmanlar, toplumda görülme sıklığının son yıllarda artma eğiliminde olduğuna dikkat çekiyor.

Hastalık genellikle anksiyete, madde kullanımı ve metabolik sorunlarla birlikte görüldüğünü ifade eden Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Sermin Kesebir, “Bipolar bozukluğun toplumda görülme sıklığında son yıllarda bir artma eğilimi söz konusu. Bu artışta, antidepresan ve stimülan (uyarıcı) ilaçların kullanımının büyük bir rolü olduğu düşünülüyor.” dedi. Hastalığın ortaya çıkmasında genetik yükün oldukça etkili olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kesebir, bozukluğun döngüsel ritimlere karşı da hassas olduğunu aktardı. Prof. Dr. Kesebir ayrıca, tedavinin akut dönem ve koruyucu dönem olarak ikiye ayrıldığını, koruyucu tedavide psikoeğitimin çok önemli olduğunu vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Sermin Kesebir, 30 Mart Dünya Bipolar Günü kapsamında bipolar bozukluğun belirtileri, eşlik eden rahatsızlıkları, döngüsel hassasiyetleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Bipolar bozukluk, depresyon ve mani dönemlerinden oluşuyor! 

Bipolar bozukluğun, yineleyen depresyon dönemleri ile bu durumun tam zıttı olan hipomani ve mani dönemlerinin birbirini izlediği iki uçlu bir tablo olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sermin Kesebir, “Depresyon sürecinde çökkün bir duygu durum, psikomotor aktivitede azalma; özsaygı, uyku, iştah ve cinsel istekte belirgin değişiklikler ile bilişsel işlevlerde gerileme görülür. Bu durumun bir adım ötesinde değersizlik ve yetersizlik hisleri, daha ileri aşamalarda ise suçluluk duygusu ve intihar düşünceleri tabloya eşlik edebilir.” dedi.

Hipomanik veya manik dönemlerin depresyondan farkına değinen Prof. Dr. Kesebir, “Bu dönemler depresyonun tam zıttı özellikler taşır; özgüvende, enerjide ve psikomotor aktivitede ciddi bir artış yaşanır. Uyku ihtiyacının azalmasıyla birlikte seyreden bu ataklar, klasik bir bipolar bozukluk döngüsü içerisinde depresyon dönemlerini takip eder.” şeklinde konuştu.

Bipolar bozukluk eş tanı açısından zengin bir hastalıktır!

Bipolar bozukluğun toplumda görülme sıklığının yaklaşık yüzde 1 civarında olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sermin Kesebir, “Ancak son yıllarda bir artma eğilimi söz konusudur. Bu artışta, antidepresan ve stimülan (uyarıcı) ilaçların kullanımının büyük bir rolü olduğu düşünülmektedir.” dedi.

Bu bozukluğa sıklıkla eşlik eden diğer rahatsızlıklardan bahseden Prof. Dr. Kesebir, şunları söyledi:

“Bipolar bozukluk eş tanı açısından zengin bir hastalıktır; anksiyete (kaygı) bozuklukları, alkol ve madde kullanım bozuklukları sıklıkla beraber görülür. Son yıllarda daha sıklıkla gördüğümüz bir metabolik sendrom da eşlik ediyor. Başlangıçta ilaç yan etkisi gibi tanımlandıysa da bir eş tanı olarak ele alıyoruz. Glukoz metabolizması bozuklukları, kalp-damar-beyin hastalıkları ve kan yağlarında düzensizlik, ürik asit metabolizmasında düzensizlik ve bir takım kan parametrelerinde düzensizlikle karakterizedir.”

Bipolar bozukluk döngüsel ritimlere karşı çok hassas!

Hastalığın ortaya çıkmasında genetik yükün oldukça etkili olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sermin Kesebir, “Aile öyküsünde genellikle başka bireylerde de bu tanıya rastlanır.” dedi.

Bozukluğun ayrıca döngüsel ritimlere karşı çok hassas olduğuna da işaret eden Prof. Dr. Kesebir, “Kendi içinde depresyon ve mani dönemlerinin bir seyri olmakla birlikte mevsim geçişleri, uyku düzenindeki bozulmalar, kadınlarda adet döngüsü değişiklikleri, menarş yaşı, menopoz yaşı, döngüsel ritimlerle ilişkili bir ve hatta iklim/coğrafya değişiklikleri klinik tabloyu doğrudan etkileyebilir.” açıklamasını yaptı.

Akut dönemde farklı tedavi yöntemleri uygulanabiliyor!

Bipolar bozukluk tedavisinin ikiye ayrılabileceğini aktaran Prof. Dr. Sermin Kesebir, “Akut dönem (hastalık dönemi) tedavisi ve koruyucu tedavi. Çünkü bipolar hastalarımız hastalık dönemleri dışında sağlıklı bireyler ve pek çoğumuzdan daha yaratıcılar; dolayısıyla iyi bir tedaviyle hayatı işlevsel olarak kotarabiliyorlar.” dedi.

Akut dönem tedavisinin hastalık belirtilerinin tedavisi olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Kesebir, bu dönemde farmakolojik ajanlar, psikoterapi ve gerekirse somatik tedaviler olduğu; transkranial manyetik uyarı ya da elektrokonvulsif tedavi gibi seçeneklerin uygulanabildiği bilgisini paylaştı.

Koruyucu tedavide psikoeğitim olmazsa olmaz!

Koruyucu tedavinin ise hastalık dönemlerinin yinelemesini önlemeye yönelik olduğunu ve ömür boyu sürdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Sermin Kesebir, “Farmakolojik tedavide bugün halihazırda dünya çapında altın standart ilacımız lityumdur. Bir diğer koruyucu tedavide kullandığımız ilaç grubu ise antiepileptikler, antikonvülzanlar yani epilepsi ilaçlarıdır; bunlar da lityum kadar tarihsel bir geçmişe sahiptir.” dedi.

Koruyucu tedavide psikoterapileri ‘olmazsa olmaz’ diye nitelendiren Prof. Dr. Kesebir, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu psikoterapilerin de başında aslında psikoeğitim geliyor. Psikoeğitim; hastaya hastalığı tanıtmak, hasta yakınlarına o akut hastalık döneminin geldiğini anlamamızı sağlayan ön belirtileri bildirmek ve bu belirtiler görüldüğü zaman ilk olarak ne yapacaklarını öğretmektir.”

Bunu da beğenebilirsin

Büyükşehir’le tüm şehir ışıl ışıl

Büyükşehir’den Çiftlik Mahallesi’nde üstyapı seferberliği

VAN’IN KÜLTÜREL MİRASI FESTİVALLE YAŞATILIYOR

Yaşlılar konuşmuyor, şiddet görünmüyor!

yonetim Mart 28, 2026
Bu haberi paylaş
Facebook Twitter Email Yazdır
Önceki Haber Geleceğin müzisyenleri hünerlerini sergileyecek
Sonraki Haber Darıca’nın yeni hizmet binalarına erişilebilir ulaşım
yorum Yap

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Gelişmeler

Büyükşehir’le tüm şehir ışıl ışıl
Gündem Tüm Haberler Yurtiçi
Büyükşehir’den Çiftlik Mahallesi’nde üstyapı seferberliği
Gündem Tüm Haberler Yurtiçi
VAN’IN KÜLTÜREL MİRASI FESTİVALLE YAŞATILIYOR
Gündem Tüm Haberler Yurtiçi
Yaşlılar konuşmuyor, şiddet görünmüyor!
Gündem Tüm Haberler Yurtiçi
//

Marmara Hayat – Hayata Dair

Kurumsal

  • Arşiv
  • İlgi Alanlarını Özelleştir
  • Kaydedilen Haberler
  • Künye

© 2022 Tasarım: AKTOR Bilişim. Tüm Hakları Gizlidir. Kaynak Gösterilmeden Kopyalanamaz.

Join Us!

Subscribe to our newsletter and never miss our latest news, podcasts etc..

[mc4wp_form]
Zero spam, Unsubscribe at any time.

Okuma listesinden kaldırıldı

Geri Al
Welcome Back!

Sign in to your account

Şifreni mi unuttun?