İSTANBUL’UN DİJİTAL KALBİNDE JAPONYA RÜZGARI: “DÜŞLER ZAMANI” 20 MART’TA BAŞLIYOR!
Açıldığı günden beri ziyaretçi rekorları kıran Türkiye’nin ilk tam kapsamlı Dijital Deneyim Merkezi(DDM), bu kez başka bir heyecana ev sahipliği yapıyor. Farklı kültürleri dijital dünya ile buluşturan DDM, Japon kültürünün zamansız estetiğini “Düşler Zamanı: Japonya” sergisi ile sanatseverlerle buluşturuyor. 20 Mart’ta kapılarını açacak sergi, Japon sanatına ait yüzlerce eseri dijital anlatım teknikleriyle yeniden yorumlayarak ziyaretçilere çok katmanlı bir sanat deneyimi sunacak.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ, ziyaretçilerini Japon kültürünün büyüleyici ve estetik dünyasını keşfe davet eden yeni bir sergiye ev sahipliği yapıyor. 17-19. yüzyıl Japon sanatının modern ifade gücünü, çağdaş bir görsel anlatıya dönüştüren “Düşler Zamanı: Japonya” sergisi, izleyicileri asırlar öncesinden günümüze uzanan zamansız bir yolculuğa çıkaracak.
Dijital Deneyim Merkezi’nin ileri teknolojilerle donatılmış alanlarında kurgulanan sergi; ana mapping gösteriminin yanı sıra sanal gerçeklik (VR) ve artırılmış gerçeklik (AR) uygulamaları, etkileşimli yüzeyler ve farklı dijital içerik alanlarıyla zenginleşiyor. Merkezin farklı noktalarına yayılan bu deneyim alanları, ziyaretçilere Japon sanatını yalnızca izlemekle kalmayıp farklı duyular aracılığıyla deneyimleme imkânı sağlayacak.
İBB Kültür AŞ Genel Müdürü Osman Cenk Akın, sergiye ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Düşler Zamanı: Japonya sergisi ile Japon sanatının 300 yıllık estetik mirasını, Türkiye’nin ilk tam kapsamlı Dijital Deneyim Merkezi’nde izleyiciyle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Sergi kapsamında dünyanın farklı coğrafyalarındaki 20 müzeden derlenen yaklaşık 400 klasik eser, bugünün teknolojileriyle yeniden yorumlandı. Ziyaretçilerine çok katmanlı bir deneyim sunacak olan serginin aynı zamanda Türkiye ile Japonya arasında kültürel diyaloğu güçlendireceğine inanıyorum.”
Sanatı, teknolojiyi ve mekânsal deneyimi bir araya getiren “Düşler Zamanı: Japonya” sergisinin giriş biletleri gişede ve Passo’da satışa sunulacak.
İstanbul Dijital Deneyim Merkezi’ni Çok Sevdi!
Şubat 2024’te kapılarını açan Dijital Deneyim Merkezi, bugüne kadar 600 bine yakın ziyaretçiyi ağırladı. Merkezde izleyiciyle buluşan sergiler; çok duyulu, etkileşimli ve mekâna özgü kurgularıyla çağdaş sergicilik anlayışına odaklanırken, her yaştan ziyaretçiye keşif ve öğrenme imkânı sunuyor.
Dijital Deneyim Merkezi’nin açılış sergisi “Zamanın Ötesinde: Nikola Tesla” ziyaretçileri bilimin ve hayal gücünün kesiştiği büyülü bir yolculuğa davet etti. Büyük ilgi gören sergi, Tesla’nın çocukluğundan Amerika’daki çalışmalarına, icatlarından zihninin derinliklerindeki imgelerine kadar uzanan çok katmanlı bir hikâyeyi dijital teknolojilerle yeniden kurguladı. Merkezin ikinci sergisi olan “Gelenekten Geleceğe” ise geçmişin zengin kültürel mirasını günümüzün dijital teknolojileriyle buluşturarak ziyaretçileri benzersiz bir keşif yolculuğu yaşattı. Geleneksel Türk sanatlarının zamansız estetiği; yapay zekâ, sanal ve artırılmış gerçeklik, interaktif projeksiyonlar gibi çağdaş araçlarla yeniden yorumlandı.
Son olarak ziyaretçiyle buluşan “Van Gogh: Işığın İzinde” sergisi, 19. yüzyılın en önemli ressamlarından Vincent Van Gogh’un evrensel mirasını teknoloji destekli bir anlatı içinde ele aldı. Sergi, açıldığı günden bu yana 300.000’den fazla ziyaretçiyi ağırlayarak sanatseverlerle buluştu; Van Gogh’un ışık ve renk dünyasını odağına alarak klasik sergi deneyiminin ötesinde bir keşif alanı sundu.
Ziyaretçiler, yapay zekâ, sanal ve artırılmış gerçeklik uygulamaları ile interaktif projeksiyonlar sayesinde Van Gogh’un eserlerini sadece izlemekle kalmayıp, deneyimleme şansı yakaladı.
Program kapsamında düzenlenen 49 atölye çalışması da büyük ilgi gördü. Özellikle çocuklar ve gençler, Van Gogh’un eserlerinden ilham alarak kendi üretim süreçlerine katıldı ve sanatla buluştu.
Dijital Deneyim Merkezi’nde Neler Var?
Dijital Deneyim Merkezi; Dijital Oda, Sanal Gerçeklik Odası, Sürükleyici Deneyim Odası, Artırılmış Gerçeklik Odası ve Dijital Koridor’dan oluşan mekânsal kurgusuyla izleyicilere çok duyulu ve etkileşimli deneyimler sunuyor. Merkez, sanatı yalnızca sergileyen bir alan olmanın ötesinde; anlatı, mekân ve izleyici arasındaki etkileşimi merkeze alan yaklaşımıyla İstanbul’un kültür sanat yaşamında özgün bir konumda yer alıyor.









