Görünmeyen Fırtına: Panik Atakla Yaşamak ve İyileşmek
Kl. Psk. Mehmet Kara
Bazı korkuların sesi yoktur.
Dışarıdan bakıldığında her şey normal görünür.
Ama insanın içinde bir fırtına kopar.
Panik atak, tam da böyle bir deneyimdir.
Ansızın gelir.
Nedensiz gibi hissedilir.
Ve kişiye, sanki hayatı birazdan bitecekmiş duygusu yaşatır.
Kalp hızlanır.
Nefes daralır.
Baş döner.
Kontrol kayboluyormuş gibi olur.
Ve en korkutucu düşünce belirir:
“Bana bir şey oluyor.”
Bu His Gerçek, Tehlike Değil
Panik atak yaşayan kişi rol yapmaz.
Abartmaz.
Dikkat çekmeye çalışmaz.
Gerçekten korkar.
Ama bilinmesi gereken en önemli şey şudur:
Panik atak öldürmez.
Bedenin verdiği alarm, tehlike varmış gibi hissettirir;
oysa ortada gerçek bir tehdit yoktur.
Bu yüzden panik atak, kalbin değil;
kaygı sisteminin yaşadığı bir alarm durumudur.
Yalnızca Kişiyi Değil, Aileyi de Etkiler
Bir evde panik atak varsa, herkes tetikte yaşar.
Anne endişelidir.
Eş çaresiz hisseder.
“Ya yine olursa?” korkusu evin içine yerleşir.
Zamanla kişi dışarı çıkmamaya,
yalnız kalmamaya,
kalabalıklardan kaçınmaya başlar.
Hayat daralır.
Dünya küçülür.
Güven duygusu zedelenir.
Ama burada bilinmesi gereken çok önemli bir gerçek var:
Bu durum kalıcı olmak zorunda değil.
İyileşme Mümkün
Panik atak tedavi edilebilir bir durumdur.
Ve çoğu zaman sanıldığından daha güçlü bir iyileşme mümkündür.
Tedavinin merkezinde psikoterapi yer alır.
Bilişsel Davranışçı Terapi, panik sırasında ortaya çıkan
“ölüyorum”, “kontrolü kaybediyorum” gibi felaket düşüncelerini fark etmeyi ve yeniden değerlendirmeyi öğretir.
Kişi zamanla şunu öğrenir:
Bu bir kriz değil, geçici bir kaygı dalgasıdır.
Şema Terapi, daha derine iner.
Çocukluk döneminden gelen terk edilme, güvensizlik, kontrol kaybı gibi köklü duygusal yaraların bugünkü panik tepkileriyle nasıl bağlantılı olduğunu anlamaya yardımcı olur.
İnsan yalnızca belirtilerle değil,
içindeki kırılgan parçayla temas etmeye başlar.
EMDR Terapisi ise bedende donup kalmış korku anılarını işler.
Geçmişte yaşanan travmatik deneyimlerin sinir sistemi üzerindeki yükü azaldıkça, panik tepkileri de hafifler.
Beden yeniden şimdi ve burada güvende olduğunu öğrenir.
Nefes ve gevşeme çalışmaları bedeni sakinleştirir,
kaçınılan yerlere adım adım dönmek ise hayatı yeniden genişletir.
Gerekli durumlarda ilaç tedavisi bu süreci destekleyebilir.
Ama asıl dönüşüm, kişinin yeniden güvende hissetmeyi öğrenmesiyle başlar.
Ailelere Düşen En Değerli Rol
Panik atak yaşayan birine
“Abartıyorsun” demek
iyileştirmez.
Ama
“Yanındayım, birlikte aşacağız” demek
çok şeyi değiştirir.
Ailelerin sakin kalması,
panik anında güven vermesi,
tedavi sürecini desteklemesi
iyileşmeyi hızlandırır.
Çünkü kaygının en güçlü ilacı,
yalnız olmamaktır.
Umut Her Zaman Var
Panik atak, hayatın sonu değildir.
Bazen bir duraklama,
bazen bir yeniden başlama fırsatıdır.
Doğru destekle
insan yeniden sokağa çıkar,
yeniden güler,
yeniden derin bir nefes alır.
Ve bir gün fark eder ki:
Korktuğu şey geçmiştir,
kalan şey ise
güçlenmiş bir kendiliktir.
Son Söz
Eğer bu satırları okurken kalbinizin hızlandığı anları hatırlıyorsanız…
bilin ki yalnız değilsiniz.
Ve eğer bir yakınınız panik atak yaşıyorsa…
en güçlü desteklerden biri
sizin sakinliğiniz ve umudunuzdur.
Çünkü panik atak bir fırtınaysa,
doğru terapi ve doğru destek
o fırtınanın mutlaka dineceğini gösterir.
Ve evet…
Sakin bir hayat yeniden mümkündür.








