Gelenekten Öğrendiklerimizle İleriye Bakıyor, Dirençli Bir Gelecek İnşa Ediyoruz
TÜBA-Sürdürülebilir Kalkınma ve Finans Çalışma Grubu tarafından, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi (İZÜ) ve Kyoto Sangyo Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen ‘Sustainability and Family Business from the Past to the Present (Geçmişten Günümüze Sürdürülebilirlik ve Aile İşletmeleri)’ konulu Uluslararası Çalıştay, İZÜ ev sahipliğinde başladı.
Akademisyenleri, uzmanları, sektör temsilcilerini ve politika yapıcıları bir araya getirerek aile işletmelerinin sürdürülebilirliği teşvik etmedeki değişen rolünü çok disiplinli bir bakış açısıyla ele alınan çalıştayda çevrimiçi katılımcılar da yer alıyor. İZÜ Abdullah Tivnikli Konferans Salonundaki program kapsamında uluslararası düzeyde tanınmış akademisyenlerin konuşmaları, tematik bildiri oturumları ve etkileşimli paneller yer alıyor. Japonya, Avrupa, Çin, Endonezya, Malezya, Kırgızistan ve Türkiye gibi örnek vaka analizleri üzerinden yürütülecek oturumlar, karşılaştırmalı değerlendirmeler ve uygulama örnekleri paylaşılıyor. Çalıştay, aynı zamanda işletme sahipleri, danışmanlar ve politika yapıcılar için de uygulamaya yönelik bakış açıları sunuyor. ‘Aile işletmeleri küresel çevresel zorluklara nasıl uyum sağlayabilir?’, ‘Kuşaklar arası sürdürülebilirliği güvence altına alan en etkili yönetişim yapıları nelerdir?’ ve ‘Kamu politikaları, aile işletmelerinin uzun vadeli ekonomik ve toplumsal katkılarını nasıl güçlendirebilir?’ gibi sorulara yanıt aranıyor. Tarihsel analiz ile geleceğe dönük stratejileri buluşturan uluslararası çalıştay, sürdürülebilir aile işletmeleri alanında hem bilimsel literatüre hem de politika ve iş dünyasına yön verecek nitelikte katkılar sunmayı hedefliyor.
Açılış konuşmasında “Geçmişten Günümüze Sürdürülebilirlik ve Aile İşletmeleri” temasını ele almanın, hem geriye hem de ileriye bakma ihtiyacı doğurduğunu ifade ederek başladı. “Geriye bakarak güçlü geleneklerden öğreniyoruz. İleriye bakarak dirençli gelecekler inşa ediyoruz.” dedi.
Başkan Şeker şöyle konuştu “Aile işletmeleri dünyanın en eski sosyal ve ekonomik kurumları arasında yer alır ve kuşaklar boyu değerleri ve hafızayı taşırlar. Kurucularına sadık kalmaya çalışırken değişime de uyum sağlarlar. Peki aile işletmeleri, değerlerine sadık kalırken iklim ve sürdürülebilirlik ihtiyaçlarına yeterince hızlı nasıl uyum sağlayabilirler? Bu, yalnızca şirketlere değil, topluma da yöneltilmiş bir soru. Bir aile işletmesi mali, doğal ve sosyal kaynaklarını iyi yönettiğinde elde ettiği faydadan tedarikçiler, yerel topluluklar, bölgeler ve ulusal ekonomiler pay alır. Bugün Japonya, Avrupa, Çin, Endonezya, Malezya, Kırgızistan ve Türkiye gibi ülkelerden örnekler ve fikirleri inceleyeceğiz. Bu geniş perspektif bize, iyi yönetişim ve dürüst raporlama gibi evrensel olarak işe yarayan uygulamaları gösteriyor. Aynı zamanda, finansman araçları ve düzenlemeler gibi yerel kültüre ve kurallara bağlı alanları da anlamamıza yardımcı oluyor. Amacımız yüksek düzeydeki hedefleri somut adımlara dönüştürmek.” dedi.
İçgüdüyü iyi bilim, sağlam yönetişim ve adil finansla birleştirmeliyiz
İlk olarak “Kuşaklar Arası Yönetişim” konusunun önemine vurgu yaparak, iyi yönetişimin yalnızca kurallar bütünü değil, aynı zamanda gözetim ve sorumluluğu destekleyen bir yapı olduğunu ifade etti. Aile konseyleri ve yönetim kurullarının genç kuşakları da içermesi gerektiğini, halefiyetin yalnızca miras değil, yetkinlik kazandıran bir süreç olması gerektiğini belirtti. İkinci önceliğin “Belirsizlik Altında Strateji” olduğunu vurgulayan Şeker, iklim riskinin artık iş stratejisinin merkezinde yer aldığını hem fiziksel hem geçiş risklerinin işletme planlamalarında dikkate alınması gerektiğini söyledi. Aile işletmelerinin uzun vadeli düşünme becerilerini stratejik yol haritalarına dönüştürmelerinin önemini vurguladı. Üçüncü olarak “Finansman ve Ölçüm” konusuna değinen Başkan Şeker, planların finansman olmadan ölçeklenemeyeceğini, finansmanın ise güvenilir veriler olmadan akmayacağını belirtti. Enerji kullanımı, emisyonlar, kaynak verimliliği, çalışan refahı ve toplumsal etki gibi verilerin şeffaf bir biçimde paylaşılmasının yatırımcı güvenini artıracağını ifade etti. Dördüncü başlıkta “Kimlikle Bütünleşen Yenilik” üzerinde duran Şeker, sürdürülebilirliğin sadece bir sınır değil, aynı zamanda yenilik için bir fırsat alanı olduğunu söyledi. Aile işletmelerinin geleneksel el işçiliğini temiz teknolojiyle, yerel üretimi döngüsel modellerle ve kültürel mirası modern tasarımla birleştirerek kimliklerinden güç alan yenilikçi çözümler üretebileceklerini belirtti. Son olarak “İnsan ve Toplum”u öne çıkaran Şeker, sürdürülebilirliğin özünde insan faktörünün bulunduğunu, en iyi planların bile çalışan desteği olmadan başarısız olabileceğini ifade etti. Adil istihdam, sorumlu tedarik zincirleri, eğitim ve çevreye katkı gibi konularda duyarlılık gösteren işletmelerin toplum nezdinde güven kazandığını dile getirdi. Şeker, tüm bu konuların ana konuşmalara, bildirilere ve panellere yön vereceğini söyledi.
Konuşmasını sürdürülebilirliğin bir kerelik bir hedef değil, günlük bir uygulamaya dönüşmesi gerektiğini belirterek sürdüren Şeker konuşmasını “Aile işletmeleri bu gerçeği iyi bilirler. Görmeyecekleri yarınlara yatırım yaparlar. Eğer bu şirket politikalarını bilim temelli sağlam yönetişim ve adil finansla birleştirirsek, zorlukları ilerlemeye dönüştürebiliriz.” diyerek sonlandırdı.








